Dedikoducu Kızlar

Hülya Avşar Beni Alkışlamayı Öğrenecek!!

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

default Hülya Avşar Beni Alkışlamayı Öğrenecek!!

Mesaj tarafından Ceren_ugurlu Bir Salı Ağus. 24, 2010 11:46 pm

Gülben Ergen, sürekli çekişme içinde oldukları Hülya Avşar ile neden kavga ettiklerini anlamadığını belirtti; ancak Avşar’a gönderme yapmayı da ihmal etmedi. Kendisinin çok daha hızlı koştuğunu, genç ve çalışkan olduğunu söyleyen Ergen, “Bu onu rahatsız ediyor olabilir. Beni alkışlamayı, başarılarımı kabul etmeyi öğrenecekler, öğrenmezlerse öğretirler.” dedi. Nuriye Akman’la kendi ifadesiyle “müthiş” bir röportaj yapan Gülben Ergen, Hülya Avşar’ın son kasetini de eleştirdi: “Okuyuşunu da, şarkı seçimlerini de beğenmedim. Benim albümüm şu anda 180 binde, onu bilmiyorum, siz araştırın.”

Nuriye Akman: Yaptığınız işlerin hangisinde Türkiye’nin bir numarası olduğunuzu düşünüyorsunuz?

Gülben Ergen: Bir numarayı kabul etmiyorum ama oyunculuk bende iyi olan, üzerine ders almamı, çok çalışmamı gerektirmeyen...

Nuriye Akman: Kenan Işık, Haldun Dormen gibi yılların tiyatro sanatçılarıyla oynamak size sınıf mı atlattı?

Gülben Ergen: Evet. En iyi kadın oyuncu ödülünü alırken Altın Kelebek’te, böyle söyledim ben.

Nuriye Akman: Peki, tiyatro kültürünüz var mı?

Gülben Ergen: Yok.

Nuriye Akman: Onları tiyatroda izlemiş miydiniz?

Gülben Ergen: Kenan Bey’i izlememiştim; ama Haldun Abi’yi izledim. Fakat hangi oyundu, bilemedim şimdi.

Nuriye Akman: Dolayısıyla bir oyuncu olarak, Cehov mu, Shakespeare mi, Moliere mi, size daha yakındır, sorusu kötü mü olur size?

Gülben Ergen: Kötü olur. Çünkü bilmiyorum.

Nuriye Akman: Şarkıcılığınız nasıl sizce?

Gülben Ergen: Şarkıcılık, ses rengini iyi tanıyıp, elinizdeki kumaşın en güzel yerini sunmaktır. Ben kumaşımın en güzel nakışlı, tınısı en doğru ve en haddince olan bölümlerini sunup, albümlerime şarkı seçiyorum.

Nuriye Akman: Ama anneniz bile “Sesin bu kadar vasatken kasetlerin nasıl satıyor?” diyormuş size.

Gülben Ergen: Annem beni acımasızca eleştirir. Eğer bir Nilüfer’le, Muazzez Abacı’yla mukayese ediyorsak, hakikaten benim sesim vasat. Kendi kimliğimde bakıyorsak vasat değil.

Nuriye Akman: Arkanızda Dadı, Marziye olmasaydı kasetleriniz yine de satar mıydı?

Gülben Ergen: Kesinlikle satmazdı. Albüm satışımda ya da konserlerimde konuşma kabiliyetimin, vücut dilimin, yüzümün çok katkısı var. Ben yalnız dergi işinde başarılı olamadım.

Nuriye Akman: Gülbence zaten Hülya Avşar’la sizi yarıştıran insanların projesiydi. Gaza geldiniz.

Gülben Ergen: Kesinlikle. Bu oyuna alet oldum. Egoma yenildim, para kazanacağım, dergim çıkacak, hoşuma gitti. Çok da ısrar etti yayın grubu. Peki demeseymişim keşke.

Nuriye Akman: Mutlu musunuz; bu kadar çok reklamda, dizide, konserde görünmekten, her an bakımlı olmaktan, her an fiyatını artırma eylemi ile meşgul olmaktan?

Gülben Ergen: Aa hiç öyle bir şey yok. Çalışmayı çok seviyorum. Çalıştıkça tazelendiğimi hissediyorum. Yorgun durmayı, kafamın karışık olmasını çok seviyorum.

Nuriye Akman: Bütün işkolikler gibi unutmak istediğiniz bir şeyler mi var?

Gülben Ergen: Ben de düşündüm bunu. Belki benim bu kadar yoğun olmam işime gelmeyen gerçeklerle çok yüz yüze getirmiyor beni, ben bu durumdan mutluyum. Yoğunluk bana hep artı olarak dönecek çünkü.

Nuriye Akman: Ama bu her yerde birden görünme isteği, kıtlıktan çıkmışsınız duygusu uyandırıyor bizde.

Gülben Ergen: Bu kadar çok yerde görünmek, hiç öyle avantaj değil. Ölçü kaçtığı an bu çok tehlikelidir. Verdiğiniz röportajlarda göz bebeklerinizin ifadesi, hırs mı dolu, neşe mi anlaşılır.

Nuriye Akman: Siz oyuncusunuz, bizi kolayca kandırabilirsiniz.

Gülben Ergen: Ama ben talep edildiğim için birçok yerde varım.

Nuriye Akman: Yoksa sevilme açlığı mı çekiyorsunuz? Tabii sevilmeyi çok seviyorum. Arada ekibime “Beni seviyor musunuz?” diye sorarım mesela. Gülben Ergen: Anne–baba ayrılığı yaşadım falan demek istemiyorum, çok klişe olur. Tabii ki boşandıkları için baba sevgisini çok yaşamadım. Babam ve abim vefat etti daha sonra. Bunlar mutlaka bende çok derin yaralar açtı. Ama hayata karşı beni içine kapanık değil de, daha güçlü ve dobra haline getirdi.

Nuriye Akman: Çok çalışmanızda, “vücudum güzelken, yaşlanmadan cebimi doldurayım” gibi bir duygu da var mı?

Gülben Ergen: Var, var. Şu anda verimli zamanım. Yarın bir trafik kazası geçirebilirim. Yüzüme ya da vücuduma bir zarar geldiği zaman ben mahvolurum. Radyo programı yaparım o zaman da. Bu işi yapmıyor olsaydım da, aklımla becerimle, inanılmaz bir pazarlamacı olurdum.

Nuriye Akman: Röportajlarınızda güzelliğinize yaptığınız yatırımdan, şu pembe dursunlar diye dirseğe ayrı, topuğa ayrı kullandığınız kremlerden çok söz ediyorsunuz.

Gülben Ergen: Bu benim özel zevkim, terapim. Orama maske, burama krem. Bal sürüyorum, yoğurt sürüyorum. Böyle eğlencelerim var.

Nuriye Akman: Zihin güzelliğiniz için kaç çeşit ürün kullanıyorsunuz?

Gülben Ergen: Haaa! Evet. Çok insan tanıyorum, onlardan bir şey kapmaya çalışıyorum. Şu ana kadar sorularınızdan çok şey öğrendim mesela. Kamçıladınız.

Nuriye Akman: Devam edelim öyleyse. Okumak var mı yaşamınızda?

Gülben Ergen: Kitap okuyorum. “Yüzde Yüz Düşünce Gücü”nü, “Düşünce Gücüyle Tedavi”yi, “Dalai Lama’yı, Shirley Mc Lain’in bütün kitaplarını okudum. Altını çizerek okuyorum kitapları.

Nuriye Akman: Okumaya zaman bulabiliyorsunuz demek.

Gülben Ergen: Uçakta okuyorum. Gece yatakta okuduğum zaman aklımda kalmıyor.

Nuriye Akman: E. satarken “saygıdeğer” sayılabilmenin püf noktası ne?

Gülben Ergen: Bir yırtmacı, bir dekolteyi taşımak çok farklıdır. Göstermek, duruşla çok alakalıdır. Şöyle yaparsam da göğüs dekoltem var (eğiliyor) böyle yaparsam da. Bir televizyon programı için başkadır, profesyonel fotoğraf çekimlerinde çok başkadır. Kaset kapağında var mı böyle bir şey? Açalım içini. Var mı burada öyle bir şey?

Nuriye Akman: Şu pozları çekici bulmuyor musunuz yani?

Gülben Ergen: Sadece omuzum gözüküyor, bunda benim bir suçum yok. Sabun kokan bir çekicilik bu.

Nuriye Akman: Başka kokular taşıyan pozlarınız da var. Neden bunların fiyatınızı artırdığından dürüstçe söz etmiyorsunuz?

Gülben Ergen: Aaa!

Nuriye Akman: Yalan mı? Daha çok meme, daha çok organ göstermenin mali getirisi yok mu?

Gülben Ergen: Siz beni Şamdan’a, Gala’ya kapak gördünüz mü? Yani Aktüel olur, Elele olur, şu olur, bu olur. Ama çok ölçülü ve düzeylidir. Ben hiçbir zaman, bunlarla fiyatımı artırmadım. Akıllı röportajlarımla, doğru şarkılarla, iyi dizilerle, reytingimi artırdım.

Nuriye Akman: Dadı’yla çocuklara nasıl bir model sunduğunuzu düşünüyorsunuz?

Gülben Ergen: Çok sevimli, çok açık, çok dürüst.

Nuriye Akman: Ben sayayım: Ev sahibiyle kırıştıran, görgüsüz, sekapel. Dadı, yarı öğretmen, yarı annedir. Tamam bu bir komedi dizisi; ama bilinçaltını etkiliyor.

Gülben Ergen: Valla Türk halkı istiyor ki, bu dizi 65 bölümdür birinci oluyor. Evet, bu bir Amerikan sit–com’u. Türkçeye çevriliyor ve biz bunu oynuyoruz ve o çiçekli bornozların moda olacağı kırk yıl geçse aklıma gelmezdi.

Nuriye Akman: O zevksizliği bir kenara bırakalım. Dadı nasıl bir model?

Gülben Ergen: İnsanlar gülmek istiyor ya! Bu eğitimciyi falan geçiniz yani. Evet çocuklara öğrettiği çok fingirdek şeyler de var. Gidiyor, küçücük çocuğun saçlarına bigudi yaptırıyor, ucuzluktan kıyafet alırken ‘Sen onu kurtar, ben bunu kurtarayım’ diyor. Evin sahibiyle kırıştırıyor; ama evin sahibiyle evlendiği için çocuklar çok mutlu oldular.

Nuriye Akman: Siz böyle bir dadıyı alır mıydınız eve?

Gülben Ergen: Yok, düşünürdüm. Bir ipte iki cambaz olmaz.

Nuriye Akman: Önce Erol Evcil sonra Metin Güneş... Sizin dünyanın kadınları neden hep böyle, ünlü babalar, aşiret reisleri, patronlarla olurlar?

Gülben Ergen: Siz benim birlikteliklerimin ismini benimle birlikte olmadan önce duymuş muydunuz?

Nuriye Akman: Erol Evcil, sizinle mi Türkiye’nin gündemine geldi?

Gülben Ergen: Ben tanıdığımda böyle bir şöhreti yoktu. Beyefendi gibi bir adamdı. O kadar zor ki bizim tercihimiz. Of yani! Bir erkek sevdiği kadının kanatları altında olmasını ister. Çalışıyorsa eğer, bir kadın saat 9’da evinden çıkar, akşam 9’da gelsin hadi. 11’de konseri olur mu? Adana, Erzurum, Berlin, New York, her yerde konserleri olan, her an televizyon çekimlerinde bir büst kadar güzel çıkmaya, güzel konuşmaya, hata yapmamaya, reyting yapmaya çalışan, deli gibi didinen bir kadın. Ama evine geldiğinde, makyajını çıkarıp, eşofmanlarını giyinip, menemen yiyen bir insan yani. Bu dengeyi bir erkeğin taşıması ne kadar zordur. O da haklı. Ama ben de haklıyım.

Nuriye Akman: Dolayısıyla böyle birini bulunca âşık olmamak mümkün değil diyorsunuz...

Gülben Ergen: Ben zor âşık olurum. Çok müthiş bir süzgecim vardır. Geçer geçer, bir daha elerim, bir daha elerim.

Nuriye Akman: Erol Bey’de fazla elemeye fırsat bulamadınız galiba.

Gülben Ergen: Bunlar yoktu. Bir buçuk yıl sonra o okuduklarımız ortaya çıktı. Ben sevdim, yapacak bir şey yok. Hiç de pişman değilim.

Nuriye Akman: Bir vefa borcu olarak hapishaneyi ziyaret, mektup yazma var mı?

Gülben Ergen: Maalesef yok. Ama birliktelik bittikten sonra, çok uzun bir süre gönlümü kapayarak önemli bir vefa borcu ödediğimi düşünüyorum.

Nuriye Akman: Metin Güneş’le birlikte olunca, artık borcunuzun bittiğini mi düşündünüz?

Gülben Ergen: Metin Güneş’ten hiç bahsetmedim şu ana kadar. Kendimi hazır hissedersem bu konuda konuşmaya, sizi ararım.

Nuriye Akman: Hülya Avşar’a nerede fark atabilirsiniz?

Gülben Ergen: Biz niye kavga ediyoruz anlamadım ki. Şahsi bir diyaloğumuz yok, yan yana gelip hiçbir şeyi tartışmadık. Zaten ben 10 yaş daha küçüğüm Hülya Avşar’dan.

Nuriye Akman: Hem anlamıyor, hem tartışmayı büyütüyorsunuz.

Gülben Ergen: Medya büyütüyor. Genç ve çok çalışkan olduğum doğru değil mi? Onun da çok tecrübeleri var tabii. Daha çok kaseti, filmi, dizisi var. Ama ben çok hızlı koşuyor olabilirim. Bu onu rahatsız ediyor olabilir. Rekabeti akılcı yönde kullandığınız zaman, çok artı olarak döner size. Hülya Avşar’ın güzel bir filmini bana hoş bir hırs veriyorsa ve daha başarılı olmamı sağlıyorsa okey. Ama onu tersliyorsam egolarıma yeniliyorum demektir. Beni alkışlamayı, başarılarımı kabul etmeyi öğrenecekler, öğrenmezlerse öğretirler.

Nuriye Akman: Hülya’nın son kasetini dinlediniz mi?

Gülben Ergen: Dinledim. Okuyuşunu da şarkı seçimlerini de beğenmedim. İlhan Şeşen’in şarkısını beğendim. Evvelden çalıştığı müzik direktörü Taşkın Sabah’ın eksikliğini hissettim. Benim albümüm şu anda 180 binde, onu bilmiyorum, siz araştırın.

Nuriye Akman: Reklamını yaptığınız terlikleri siz giyiyor musunuz?

Gülben Ergen: Reklamcıya çok ayıp olur bunun cevabı.

Nuriye Akman: Niye o reklamı yapmak zorundasınız?

Gülben Ergen: Para. Aldım paramı bankaya koydum. Anneme hediye aldım, kendime kıyafet aldım. Elektrik, telefon, doğalgaz ödedim.

Nuriye Akman: Zaten çok kazanıyorsunuz. Bir de terlik reklamından kazanma ihtiyacınız var mı?

Gülben Ergen: Niye ben çok para kazanıyorum ya! Benim çok vergim var ya! Ben ne kadar çok para harcıyorum siz biliyor musunuz? Sigortalara yatırıyorum, yanımda çalışanların maaşı var, kuaförüm var, makyözüm var, şoförüm var, benzin param var, muhasebecim var, menajerim var, onun yüzdesi var, buranın elektriği, telefonu, suyu var. Annemin cep telefonu var, benim var. Evin doğalgazı var, evde çalışan kadın var, temizlikçi var, cam silici var. 50 bin tane ödemem var benim. Ben bunların altından tek başıma kalkıyorum. Bir tane evim, iki tane arabam var. Bir de şu küçük ofisim var. Bütün bu düzeni devam ettirmek zorundayım. Şık ve iyi giyinmek zorundayım. Size niye bir şey ikram etmiyoruz biz? Güzel, iyi şeyler içmelisiniz, yiyip içip gitmelisiniz. Yani, her şey, her şey masraf. Bu masrafın altından kalkmalıyım. Ayrıca para biriktirmeliyim.

Nuriye Akman: Çizdiğiniz mutlu kadın portresi ne kadar gerçek?

Gülben Ergen: Ben mutluyum hiç demedim. Ben mutsuzluklarımla mutlu olmayı öğrendim.

Nuriye Akman: Nedir şu anda mutsuzluğunuz?

Gülben Ergen: Çok eleştiriliyorum etrafımdaki insanlar, çalışanlar, dostlarım, akrabalarım tarafından. İkincisi, hakkımda çok yazı yazılıyor. Metin Güneş’le ilgili yazılanlar beni çok yoruyor. Ben daha ağzımı açmadım bu konuda. Açtığım zaman güzel şeyler konuşacağım.

Nuriye Akman: Bu piyasada sahiplenilmiş kadın sanatçı, iyi iş yapmaz diye bir kural var. O nedenle mi açıklamıyorsunuz?

Gülben Ergen: Yok, o çok ucuz bir kaygı. Onu aştığımı düşünüyorum. Ben kendime sahibim. Ayrıca kendimi ifade edemediğim televizyon programlarını izlediğimde çok üzülüyorum. Onun haricinde annem 50 bin tane şeye kızıyor. Hiçbir şekilde Gülben Ergen’i kabul etmiyor ki annem. Bir Gülben’le birlikte o. Doğru Gülben’le. Ya onun bir soyadı var. Ya bu kadın bir şöhret oldu, ne yapalım bu işi yapıyor. Hiç bunları kabul etmiyor. Babaannenin elini öp, teyzenlere git, dayını ara. Akşama sünnet var oraya gel. Bilmem kimi aradın mı? Bir tanesini aradım, beş tanesini arayamadım yani. Unutuyorum, aklımdan gidiyor, annem hepsine kızıyor.

Nuriye Akman: Özel yaşamınızda rahatsız olduğu bir şey var mı?

Gülben Ergen: Yazılanlardan dolayı annem de çok üzülüyor. Etraf çok dolduruşa getiriyor. Bir ödül aldığım zaman çok fazla arayan olmuyor da, aaa böyle bir yazı çıkmış diye, annemi arayan olduğu zaman annem sinirleniyor. Acısını da benden çıkartıyor.

Nuriye Akman: Enver Ören’e vefa borcunuzu nasıl ödediniz?

Gülben Ergen: Her zaman telefonlaşıyor ve görüşüyoruz Enver Abi ve eşiyle. Ben vefa borcumu çok güzel ödedim. Çok şık jestler yaptım onlara. Hiçbir ücret almadan yapmam gereken her şeyi yaptım. Özlüyorum orayı, çok huzurlu bir kanaldı.

Nuriye Akman: Paranın getirdiği huzurun üstüne yoktur tabii. Gereğinden fazla, görgüsüzce para akıtmadılar mı size, Seda Sayan’a?

Ay siz kaç para aldım zannediyorsunuz?

Nuriye Akman: Bir yıllık maaşınızı çekip, peşin parayla alıp, 500 bin dolara Derya Tuna’nın evini almadınız mı?

Gülben Ergen: Rakamı şu anda bilemiyorum. Evet, TGRT’de çalıştığım parayla ev aldım. İki yıl hizmet verdim oraya. Marziye ile TGRT ilk defa birinci oldu. Çok büyük artılar kazandı, logosunu yeniledi. İki yıl da sabah programı yaptım, çok yoruldum. Dağıttıkları lüzumsuz harcamaları soruyorsanız size katılıyorum. Ama kendi adıma ben çok hak ettim. Şimdi onlar da hatalarını anladılar ve bütçelerini küçülttüler.

Nuriye Akman: Hayatınızı Enver Ören sayesinde garanti altına aldığınız söylenebilir mi?

Gülben Ergen: Yok. O kadar da değil. İyi para kazandım. Orada çalışmasaydım başka yerde, 65 bölüm dizi değil de, 85 bölüm dizi yapar yine kazanırdım.

Nuriye Akman: Benim sormayı akıl edemediğim başka bir şey varsa..

Gülben Ergen: Hayııııııır! İnanmıyorum size. Müthiş bir röportaj yaptınız benimle. Ne vasatlık kaldı, ne ses kaldı, ne Dadı’nın fingirdediği. Ne pozlarım kaldı... (Başını bitkinlikle koltuğa yaslıyor)
avatar
Ceren_ugurlu
Acemi
Acemi

Mesaj Sayısı : 22
Tecrübe Puanı : 159
Reputation : 0
Kayıt tarihi : 31/07/10
Yaş : 22

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

default Geri: Hülya Avşar Beni Alkışlamayı Öğrenecek!!

Mesaj tarafından ~Anqel~ Bir Paz Ağus. 29, 2010 7:37 pm

Biraz uzunmuş Very Happy ama teşekkür ederiz Smile
avatar
~Anqel~
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 407
Tecrübe Puanı : 10794
Reputation : -1
Kayıt tarihi : 23/07/10
Nerden : İzmir

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz